notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2011 Pazartesi

Necip Fazıl'dan..

"Hayatım, başından beri muazzam bir şeyi bulmanın cereyanı içinde akıyordu. Şu veya bu miskin vesilenin has-sasiyeti içinde birini arıyordum. Birini...
O kim mi?

Allah'ın sevgilisi...

Sonsuzluk ikliminin batmayan güneşi ve ebedilik sarayının paslanmaz tâcı...

Tek dâva O'nu bulmakta, bulduracak olanı bulmaktaydı.

Bin bir istikâmette seke seke, sağa sola büküle büküle, renkten renge bulana bulana, hiçbir şeyden habersiz ve insandaki bedava emniyet ve bedahet saadeti karşısında şaşkın, hep o "Bir" etrafında helezonlar çizilen bir hayat...

Benim hayatım budur!"

14 Haziran 2011 Salı

günah..

“Bir insan hanımı zannederek, yabancı bir kadınla cinsel ilişki kursa bu insan günahkâr olmaz. Fakat bir insan hanımıyla yatarken başka birini hayal etse günahkâr olur.”Aliyyü’l-Kârî'den nak.Dr.Ebubekir Sifil

Yabancı gözüyle..

'' İnsanın verebileceği en büyük eser Goethe’nin Faustudur. Daha büyük bir eser olamaz. O, bir dil şaheseridir. Kur’ân ise Faustun birkaç kat şaheseridir. Sonuç itibariyle Kur’ân’ı bir insanın yazması mümkün değildir.'' Montgomery Watt

5 Mayıs 2011 Perşembe

teslim olmak..

'' Aklı ve zekâyı sat da hayranlığı satın al. Akıl ve zekâ şüphedir. Hayranlık, bakış ve görüştür. Aklı Muhammed sallallahu aleyhi veselleme kurban et de 'Allah bana yeter'de.'' Hz.Mevlana kuddise sirruh

13 Eylül 2010 Pazartesi

kim terörist?

Almanya'da taksi şoförlüğü yapan bir arkadaş anlatıyor: "Bir hanım efendi arabama bindi, biraz gittikten sonra bana baktı ve "Türk müsün?" dedi. "Evet" deyince "Kilisenin Katolik papazı Amerika'daki İkiz kuleleri örnek vererek sizin hepinizin terörist olduğunu söyledi. Siz, bunu niçin yaparsınız?" diye bir soru sordu.

Ben de ona üç bin mi çok yoksa beş milyon mu çok? Diye bir soru sordum "Tabii beş milyon çok" dedi. Hıristiyan Hitler tam beş milyon insanı öldürdü. Siz buna terör demiyorsunuz. Amerikalılar, Japonya'da beş yüz bin Japonu iki atom bombasıyla öldürdü buna da terör demiyorsunuz. Şu anda Amerika Irak'ta bir milyon insan öldürdü siz buna da göz yumuyorsunuz. Şimdi söyle bakalım kim terörist?" dedim "taksiyi durdur" dedi. Parayı ödedi ve inerken "Ben o papaza sorarım" dedi. Mahmud Toptaş


26 Temmuz 2010 Pazartesi

Berat Kandili

''Aslı "Beraet" olan ve Türkçe'ye "Berat" olarak giren bu kelimenin sözlük anlamı: "Borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan kurtulmak". Dînî literatürde ise: "Günahlardan arınmak, temize çıkmak, ilahî af ve rahmete nail olmak" manasını ifade etmektedir. Buna göre Berat gecesi, ALLAH Teâlâ'nın affı ve bağışlaması ile Müslümanların günahlardan arınmasına ve kurtuluşlarına bir vesiledir.

ALLAH Teâlâ, bu mübarek gecede, kendisine yönelip af dileyen mü'min kullarına, cehennemden kurtuluş beratı verir. Berat gecesine, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle: "Mübarek"; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle: "Beraet"; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle: "Rahmet"; geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle: "Beraet ve Sakk" adı da verilir.

Berat gecesi hayırlarla dolu olayların meydana geldiği bir gecedir. Berat Gecesi'ni, bu derece yücelten husus, Berat gecesinin kudsiyeti, Kur'an-ı Kerim'in bu gecede Levh-i Mahfuzdan dünya semasına indirilmiş olması ile alakalıdır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

"Ha Mim. Helal ile haramı ve sair hükümleri apaçık bildiren bu kitaba, Kur'an-ı Kerim'e yemin olsun ki, gerçekten biz O'nu mübarek bir gecede indirdik. Muhakkak biz hak din İslam'dan yüz çevirenleri uyaranlarız. O, öyle bir gecedir ki, bu geceden gelecek senenin aynı gecesine kadar rızıklar, eceller ve benzeri her hikmetli iş katımızdan bir emir ile o zaman ayırt edilir, hüküm verilir. Hakikat biz, Rabbinden bir rahmet eseri olarak peygamberler gönderenleriz. Şüphe yok ki ALLAH Teâlâ her şeyi hakkıyla işitenin, her şeyi de kemaliyle bilenin ta kendisidir." (Duhan Sûresi:1-6)

Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

"Şaban ayının yarısı yani Berat gecesi olduğu zaman kalkınız, o geceyi ibadetle geçiriniz, gündüzünde de oruç tutunuz. Çünkü Cenab-ı Hak, güneşin batmasıyla birlikte rahmet ve ihsanıyla, gufran ve inayetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle buyurur: Günahlarının bağışlanmasını isteyen yok mudur? Onu bağışlayayım. Rızık isteyen yok mudur? Onu rızıklandırayım. Bir derde düşen yok mudur? Ona afiyet vereyim, o dertten kurtarayım. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu? Ve bu hitap fecir doğuncaya kadar devam eder. (İbn-i Mace; İkame: 191; Beyhekî, Şuabu'l-İman, 3/379, No:3822)'' Mehmet Talü

4 Temmuz 2010 Pazar

Ölçü 3

"İyiliklere gelince, onları şu üç şeyden birisi boşa çıkarır:

"Birincisi: Allah Teala'ya ortak koşmaktır. Bu konuda, "Her kim imanı inkâr ederse, yaptıkları boşa gitmiştir" buyurmuştur.

"İkincisi: Bir kimsenin, bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak, sıla-i rahim yapmak yahut sadece Allah Teala'nın rızasını gözeterek sadaka vermek gibi (güzel) amellerin ardından öfkelendiği zaman veya öfke durumu dışında iyilik yaptığı kimseye, iyiliğini başa kakarak "Seni hürriyetine ben kavuşturmadım mı, seni ziyaret etmedim mi?" diye eza vermesidir. Bu ve benzeri durumlarda o kimsenin sevabı boşa gider. Zira Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Sadakalarınızı (sadaka verdiğiniz kişiye) başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın." (2/el-Bakara, 264)

"Üçüncüsü ise insanlara riya için amel işlemektir. Çünkü insanlara riya ile yapılan salih ameli Allah Teala kabul etmez. (el-Beyâdî'nin el-Usûlu'l-Münîfi'sinde (125) burada "kendini beğenme" de iyilikleri iptal edici hususlar arasında zikredilmiştir. Ancak elimizdeki el-Âlim ve'l-Müte'allim nüshasında bu ifade mevcut değil.)

"Bunlar dışındaki günahlar ise iyilikleri silip ortadan kaldırmaz."Dr. Ebubekir Sifil

22 Nisan 2010 Perşembe

4 şey..

" Hâtem-i Esam rahmetüllâhi aleyh buyurdu ki:
“4 şey olmadan 4 şeyin varlığını iddia edenin iddiası yalandır:
Allah’ı sevdiğini iddia ettiği halde haramlardan kaçınmayanın, Resûlüllah’ı sevdiğini iddia ettiği halde fakir ve yoksulları sevmeyenin, cenneti sevdiğini iddia ettiği halde sadaka vermeyenin, cehennemden korktuğunu iddia ettiği halde, günah işlemeye devam edenin iddiası yalandır."

11 Mart 2010 Perşembe

Allah..(celle celalüh)


''Allah, hatıra gelen her şeyden başkadır. Gönülde ona şekil verilemez. Biz ancak bu âlemde ef'âl-i ilâhîye, âyât-ı ilâhîye ve hikmet-i ilâhîyeleri bir nizam halinde, müşahade eder, görürüz.

İnsan, Allah'ı idrâkten âciz olduğunu hissettiği dakikada onu idrak etmiştir...

Allah'ı bulamıyacağını anladığı dakikada insan Allah’ını bulmuştur...''
(Münir Derman ks.)

14 Ocak 2010 Perşembe

Yahudilerle ilgili Kur'an-ı Kerim ayet mealleri

* Yahudiler Müslümanların en azgın düşmanlarıdır. (Mâide: 82)
* Yahudiler Müslümanların herhangi bir iyiliğe kavuşmalarını istemezler. (Bakara: 125)
* Yahudilerle ne zaman bir anlaşma yapılsa, içlerinden bir kısmı bu anlaşmaları bozar. (Bakara: 100)
* Yahudiler Allah’ın nurunu söndürmek isterler. (Tevbe: 32)
* Yahudi hahamlarından bir çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve onları Allah yolundan uzaklaştırırlar. (Tevbe: 34)
* Yahudiler, kitabın bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederler. (Bakara: 85)
* Yahudiler, kendilerine indirilen ve inandıklarını söyledikleri Tevrat’ı bile bozmuşlardır. (Bakara: 75)
* Yahudiler Allah’ın gadabına uğramışlardır. (Bakara: 61)
* Yahudiler Allah’ın lanetine uğramışlardır. (Bakara: 88, Nisâ: 46)
* Yahudiler dilleriyle Müslümanları incitirler. (Âli İmran: 186)
* Yahudiler bilginlerini (hahamlarını) rab edindiler. (Tevbe: 31)
* Yahudiler Allah’ın fakir olduğunu söylerler. (Âli İmran: 181)

13 Ocak 2010 Çarşamba

İki sınıf gayri müslim vardır

''Kur’an-ı Kerim’de: ”Sizinle din hususunda muharebe etmemiş, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış olanlara iyilik ve adaletle muamele etmenizden (Allah) sizi menetmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever. Allah sizi, ancak sizinle din hususunda muharebe etmiş, sizin yurtlarınızdan çıkarılmanıza arka çıkmış olanlara dostluk etmenizden meneder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir”(El Mümtahine Sûresi: 8-9) hükmü beyan buyurulmuştur.

Günümüzde yaşayan gayr-i müslimleri; “Davet-i Ümmet” vasfına haiz olanlar ve “Harbiler” (saldırgan kafirler) olmak üzere, ikili tasnife tabi tutmak mümkündür. Davet-i ümmet durumunda olan insanlarla olan ilişkiler; adalet, iyilik ve ihsan esasına göre tanzim edilir. Onların hidayetine vesile olabilmek için elden gelen gayretin sarfedilmesi zaruridir. Harbilerle (saldırgan kafirlerle) olan ilişkilerde savaş hukukunun dikkate alınması gerekir.''

Yusuf Kerimoğlu / Misak dergisi

Diyalog üzerine..

''Günümüzde ‘Ehl-i Kitap’ vasfına sahip olan kimselere yapılması gereken tebliğ-teklif ile diyaloğ hadisesini birbirine karıştıran kimseler, Kur’an-ı Kerim’de yer alan şu Âyet-i Kerime’yi slogan gibi kullanmaktadırlar: “De ki: Ey kitap ehli!.. Bizim ve sizin aranızda müsâvi (adil) olan bir kelimeye gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Birbirimizi Allah’dan başka ilâhlar edinmeyelim. Eğer yüz çevirirseniz, şahid olun ki biz müslümanlarız deyin.” (Al–i İmran Sûresi: 64) Bu âyet, dinlerarası diyaloğun delili değildir. Kitap ehli vasfına haiz olan kimselerin (Yahudi, Hristiyan vs) ‘hidayete’ davet edilmesinin delilidir.''
Yusuf Kerimoğlu / Misak dergisi

8 Ocak 2010 Cuma

İmam-ı Gazali hazretlerinin güzel vefatları..

İmam-ı Gazali hazretleri 1111 (h.505) yılının Cemâzilevvel ayının 14. Pazartesi günü büyük kısmını zikir ve tâat ve Kur’an-ı kerim okumakla geçirdiği gecenin sabah namazı vaktinde abdest tazeleyip namazını kıldı, sonra yanındakilerden kefen istedi. Kefeni öpüp yüzüne sürdü, başına koydu: “Ey benim Rabbim, Mâlikim! Emrin başım gözüm üzere olsun” dedi. Odasına girdi. İçeride, her zamankinden çok kaldı. Dışarı çıkmadı. Bunun üzerine oradakilerden üç kişi içeri girince, imam-ı Gazali hazretlerinin kefenini giyip, yüzünü kıbleye dönüp, ruhunu teslim ettiğini gördüler. Başı ucunda şu beytler yazılıydı:

Beni ölü gören ve ağlayan dostlarıma,
Şöyle söyle, üzülen o din kardeşlerime:
“Sanmayınız ki, sakın ben ölmüşüm gerçekten,
Vallahi siz de kaçın buna ölüm demekten.”
.......
Ben bir serçeyim ve bu beden benim kafesim.
Ben uçtum o kafesten, rehin kaldı bedenim.
.......
Bana rahmet okuyun, rahmet olunasınız.
Biz gittik. Biliniz ki, sırada siz varsınız.

Son sözüm olsun, “Aleyküm selam” dostlar.
Allah selamet versin, diyecek başka ne var?

İmam-ı Gazali hazretleri, kendisini mezarın içine Şeyh Ebu Bekr en-Nessâc koysun, diye vasiyet etmişti. Şeyh bu vasiyeti yerine getirip mezardan çıktığında hâli değişmiş, yüzü kül gibi olmuş görüldü. Oradakiler “Size ne oldu?.. Niçin böyle sarardınız, soldunuz efendim?..” dediler. Cevap vermedi. Israr ettiler, gene cevap vermedi. Yemin vererek tekrar ısrarla sorulunca, mecbur kalarak şunları anlattı:
“İmamın nâşını mezara koyduğum zaman, Kıble tarafından nurlu bir sağ elin çıktığını gördüm. Hafiften bir ses bana şöyle seslendi. «Muhammed Gazali’nin elini, Seyyidü’l Mürselin Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellemin eline koy» Ben denileni yaptım. İşte mezardan çıktığımda benzimin sararmış, solmuş olmasının sebebi budur. Allah ona rahmet eylesin.”