medyadan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
medyadan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2011 Cumartesi

Çakal Carlos'u Müslüman yapan neden


'Tek kurtuluş İslam

İslam’a girmesiyle Batı toplumunun en büyük günahlarından olan bireysellik hastalığından tamamen uzaklaştığını ifade eden Carlos: “Müslüman olduğum ilk yıllar İslam hayatıma çok önemli bir değişiklik getirmedi. Ailemden aldığım sağlam ahlâki değerler nedeniyle İslâmî olgunluk zevkini tatmam uzun bir sürece yayıldı. Daha sonraki yıllar ise imanın tadını almaya başladım. İslam insanlarla dayanışma hissimi daha da arttırdı.

Müslüman olmam Batı toplumunun en büyük günahlarından olan bireysellik hastalığından beni tamamen uzaklaştırdı. Ben her zaman insanların sömürülmediği bir dünya için mücadele verdim. Bugün benim için mücadelemin temel dayanağı ve inandığım devrimin adı İslam'dır. Emperyalizme ve siyonizme karşı çıkan bütün devrimci örgüt ve savaşçıları İslam bayrağı altında birleşmeye çağırıyorum. İnsanlığın tek kurtuluş adresi İslam'dır.” diyor.'' tamamı burada

5 Mayıs 2011 Perşembe

Gün Gazze'nin sevinç günü / Milli Gazete

''El Fetih ile Hamas arasındaki bölünmeye son veren anlaşmanın imzalanmasıyla, Hamas, 4 yılı aşkın sürenin sonunda, Batı Şeria'daki Filistin devlet televizyonunun Gazze'den yayın yapmasına izin verdi. Yayınla, ilk kez bir Hamas sözcüsü de Filistin televizyonuna konuk oldu.'' haberin devamı burada

28 Şubat 2011 Pazartesi

'İnna lillahi ve inna ileyhi raciun...'

Mahmud Efendi kuddise sirruh Hazretleri'nden merhûm Necmeddin Erbakan'a tâziye îlâmı.

"Her canlı ölümü tadacaktır" buyuran Allâh-u Te‛âlâ'ya sonsuz hamd-ü senâlardan, "Başınıza bir musîbet gelince benim vefâtımın musîbetini hatırlayın,zira musîbetlerin en büyüğü odur" buyuran Rasûlüllâh(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimize ve başlarına bir musîbet geldiğinde: "Şüphesiz biz Allâh'ın mülküyüz ve ancak O'na dönücüleriz" diyerek istircâda bulunan âl-i eshâbına sınırsız salât-ü selamlardan sonra!

Çok sevip değer verdiğim, ulemâya ve meşâyıha son derece tâzimde bulunduğunu müşâhede ettiğim, Ehl-i Sünnet îtikadı ve fıkhı üzere istikamet içerisinde hassâten Nakşî tarîkatine bağlı kalma şerefiyle ömür sürmayesini rızâ-i Bârî ve tahsîl-i me'âlî uğrunda vakfettiğine şâhitlik ettiğim, İslam âlemine, özellikle vatanına milletine fedâkarâne gayretler içerisinde son anlarına kadar hizmet ettiğinden şüphe etmediğim merhûm ve mağfûr el-muhtacilâ rahmeti Rabbihi'l-Ğafûr Necmeddin Erbakan kardeşimin vefat haberi bizleri derin bir teessüre sevk etmiş bulunmaktadır.

Allâh-u Zü'l-Celâl ve'l-Kemâl dînimize ve vatanımıza yaptığı bu gayretli ve ihlaslı hizmetlerine mukabil kendisine kabrinde yevmen fe yevmen müzdâd olacak istirahatler,mahşere sevkinde bütün korkularını izâle edecek bişâretler ve akîbetinde cennât-i 'âliyatta yüksek dereceler ihsân eylesin. Geride bıraktığı keder dîde âilesine, ahbâbına ve etbâ'ına sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl ve âmâl-i sâlihât içerisinde tûl-u ömürler ikrâm eylesin.

Onun ardından fitnelere düşmekten, Ehl-i Sünnet akîdesine zerre kadar da olsa muhâlefetten ve sırât-ı müstakîmden inhiraf etmekten bütün ümmeti ve bâ husus dâvâsını tâkip edenleri muhâfaza eylesin. Âmîn!
Mahmud Ustaosmanoğlu kuddise sirruh.
(İsmailağa Câmii Emekli İmam Hatîbi)
Milli Gazete

'İnna lillahi ve inna ileyhi raciun...'


Sözün bittiği yer demeyeceğim. Söylenmesi gereken çok şey var... O bir söz söyledi. Eğip bükmeden söyledi; sözü namus bilerek, sözün namusunu bilerek söyledi.

Hakk'a verdiği sözü tutup, söze hakkını vererek söyledi. Hak bildiğini söyledi, hak olanı söyledi.

O bir söz söyledi. "Kadim söz"ü hatırlattı unutanlara. Unutanları unutmadı, unutulanları unutmadı. Unutmamak ve unutturmamak için söyledi.

Söylediği, "sözler içinde bir söz" değildi; "sözlere karşı bir söz" söyledi. "Kadim söz"e karşı duranlara karşı sözler söyledi.

Tarihin hükmünün geçmediği "Söz"ü söyledi. Söylediklerinin tarihî sözler olması bundandı. Yorulmadan, usanmadan, pes etmeden, söze tarih düşürerek söyledi.

Anlaşılır sözlerdi söylediği. "Söz"e anlam katmak için değil, "Söz"le anlamlanmak için söyledi. Anlamayanlar, anlamı taşıyacak yüreği olmayanlardı aslında. Anlamanın akılla olacağını sananlar...

Sözün bittiği yer demeyeceğim. Söylenmesi gereken çok şey var.

Kadim yürüyüşümüzün yarım asra varan dönemecinde onun izi var. Yolu müstakim yürümenin yolunu öğretenlerdendi o. Yol boyunca istikametten şaşmadı.

Müstakim yaşadı. Bedeller ödedi istikamet uğruna. Sızlanmadı. Her zaferin "başarı", her başarının "muvaffakiyet" olmadığını öğretti. Birlikte yürüdüklerini terk etmedi; hep bırakılan olmak pahasına, tuttuğu hiçbir eli bırakmadı.

"İman" dedi, "cihad" dedi, "izzet" dedi, "ümmet" dedi. "Ağır" sözlerdi bunlar; "emanet"i gönüllü olarak yüklenen, sonra "ağır" bularak omzundan indiren insan için. Biraz da "nisyan" demek olan insan için.

Sözün bittiği yer demeyeceğim. Söylenmesi gereken çok şey var.

Yaşanan herşeyi bilen tarih sır saklamayı bilmez.

Söylenmesi gereken her şeyi söyler kulaklarını tıkamayanlara.

Herşeyin yıkılmasını göze alarak her şeye anlam katan "Söz"ü ayakta tutmak için konuştu o.

Biz şahidiz, hakkı söyledi, haklı söyledi. Müstakim yaşadı ve "yolda" teslim etti ruhunu.

Ruhun şad, mekânın cennet olsun hocam. Dr. Ebubekir Sifil

5 Şubat 2011 Cumartesi

İşte Mübarek'in gerçek serveti

Amerika'nın ünlü ABC kanalı, CIA raporlarına dayandırdığı haberinde Mısır'ın istenmeyen lideri Hüsnü Mübarek'in servetinin toplam 67 milyar dolar olduğunu iddia etti.

72 milyonluk Mısır'ın 2009 yılındaki gayrisafi milli hasılası 218 milyar dolardı. İşte Mübarek ailesinin nakit parası ve şirketleri.

Hüsnü Mübarek'in şahsi hesaplarında toplam 17 milyar doları var. Oğlu Cemal Mübarek'in banka hesaplarında ise toplam 10 milyar dolar var. Sabah'tan Taha Dağlı'nın haberine göre; Mübarek ailesinin nakit parası ise 40 milyar dolar. Bu rakamlar 2010 yılı CIA raporlarında yer alıyor. Raporlarda Mübarek ailesinin toplam 67 milyar dolarlık servete sahip olduğu yazıyor. 67 milyar dolar, Amerika ve İsviçre'deki banka hesaplarına yatırılmış durumda.

Ayrıca Mübarek ailesinin şirketlerinin büyüklüğü de ortaya çıktı. Mısır lideri, ülkesindeki Vodafone, McDonalds, Hyundai, Skoda, Marlboro, Movenpick gibi dünyaca ünlü markaların Mısır'daki hisse ve şirketlerinin de sahibi. McDonalds'ın yanısıra Mısır'daki Chili's restoranları da Mübarek ailesine ait.

Ayrıca Şarm-El Şeyh'de turizm şirketleri ve otelleri var. Tüm bu şirketleri Mübarek'in iki oğlu Cemal ve Alaa Mübarek kardeşler yönetiyor.

Cemal ile Alaa Mübarek'in yatırımları sadece Mısır sınırları içinde değil, yurtdışında da çok önemli yatırımları var. IHS Global Insight'ın kayıtlarına göre iki kardeşin Dubai, Londra, Paris, Madrid, Washington, New York ve Frankfurt'ta uluslararası ticaret şirketleri bulunuyor.

Aile Mısır'ın değişik kentlerinde onlarca ev, malikane ve arsa sahibi.

Mübarek'in serveti saymakla bitmiyor. Nakit para ve şirketler dışında ailenin düzenli gelirleri de var. Cezayir'de yayınlanan bir gazetenin haberine göre tüm bu yıllık gelirler Mısır Devletinin kazançlarından yani devlet kasasından, Mübarek ailesine aktarılan paralardan oluşuyor. Mısır'ın silah anlaşmaları ve turizm gelirlerinden çok ciddi paylar, Mübarek ailesine aktarılıyor. (Haber Vaktim)

11 Temmuz 2010 Pazar

Ehl-i Sünnet Âlimleri Birleşiyor

Geçtiğimiz Cuma günü Dâru’l-Hikme İlim Araştırma ve Kültür Derneği mühim bir toplantıya ev sahipliği yaptı.
Bilindiği üzere günümüz dünyasında Şia’nın devleti var: İran… Vehhâbî akımları destekleyen bir devlet var: Suudi Arabistan ve bazı körfez ülkeleri… İbazî mezhebinin devleti Uman… Başta ABD olmak üzere dünya egemenleri ve konjonktürü tarafından desteklenen modernist akımları da göz önüne aldığımızda bugün sadece Ehl-i Sünnet’in devletinin olmadığını söylemek mümkün. Bu yüzden de Sünnî dünyada ciddi bir merciiyet ve otorite krizi yaşanmakta.
Sünni dünyanın yaşadığı bu krizi aşmak için bir grup âlim, sorumluluk yüklenerek “Dünya Ehl-i Sünnet Âlimleri Birliği (DESAB)nin kuruluş çalışmalarını başlattılar.
Mısırlı ilim ve davet adamı Safvet Hicazî ve Muhammed Musa eş-Şerif hocanın sekreterliğini yürüttüğü Dünya Ehl-i Sünnet Âlimleri Birliği (er-Râbitatü’l-Âlemiyye li Ulemâi Ehli’s-Sünne)nin kuruluş aşamasındaki toplantılarından birine de Dâru’l-Hikme ev sahipliği yaptı.
Dünya Ehl-i Sünnet Âlimleri Birliği (DESAB) üyesi âlimler, İstanbul, Fatih’teki Daru’l-Hikme İlim Araştırma ve Kültür Derneği’nde toplandı. haberin devamı burada

3 Haziran 2010 Perşembe

İsrail ile yapılmış anlaşmalar

''Bu projelerden en önemlilerden biri 54 adet F-4 savaş uçağının modernizasyonu. Bu projenin maliyeti 1 milyar doları aştı. 170 adet M60 tankının modernizasyonu 650 milyon dolara yapıldı. 10 İnsansız Hava Aracı Heron 188 milyon dolara İsrail'den alındı. F-4 uçaklarının hareket eden cisimleri algılamasını sağlayan Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) sistemleri, 160 milyon dolara İsrail'e verildi. F-4 ve F-16 uçaklarından alınan görüntülerin yere indirilmesini sağlayan Datalink 16 projesini 120 milyon dolara İsrail yine kazandı. Mayına karşı korumalı “Yürüyen Kale” kara araçları ihalesini Türk BMC firması aldı. Araç, İsrail Hatehof firmasının Navigator aracı temel alınarak geliştiriliyor.'' Kaynak Haber Vaktim

27 Nisan 2009 Pazartesi

Allah dilerse, haram kıldığı domuzu yedirmez !

Allah dilerse, haram kıldığı domuzu yedirmez ve kimse kimseyle tokalaşamaz, İsrail'i yerle bir eder !
İşte haberi : Dünya alarmda
Domuz gribi hızla yayılıyor. Kuş gribinin ardından dünyayı etkisi altına alan 'domuz gribi' Meksika'da 81 kişinin ölümüne neden oldu. ABD'ye sıçrayan virüs 20 kişide saptandı. Avrupa ve Asya ülkeleri havaalanlarında termografik kameralarla yolcular sağlık taramasından geçiriyor. DSÖ, 'kimseyle öpüşmeyin, tokalaşmayın' uyarısı yaptı Meksika'da ortaya çıkan ölümcül domuz gribi hızla yayılıyor. Kuzey Amerika ülkesi Meksika'da 81 kişinin ölümüne neden olan virüs ABD'ye sıçradı. 200 kişinin karantinaya alındığı ABD'de 8'i öğrenci 20 kişide virüs saptandı. Dünya Sağlık Örgütü "acil durum" ilan ederken, “Virüs evrim geçirip çok daha tehlikeli hale gelebilir” uyarısı yaptı. İsrail'de bir kişi domuz giribi şüphesiyle karantinaya alındı.

23 Nisan 2009 Perşembe

31 Ocak 2009 Cumartesi

Körfez ülkelerinden Türkiye'ye mali destek

IMF'nin sıkıştırmak istediği Ankara, rahatlayacak! Başbakan'ın Davos'taki tavrı Arap ülkelerini de etkiledi. Körfez ülkeleri, mali kaynaklarını Türkiye'ye açtı.Tıme Turk

21 Ocak 2009 Çarşamba

Dünya böyle bir kampanya görmedi

Günlerdir evlerinden dışarı çıkamayan Gazzelilerin telefon hatları bazen açılabiliyor. 00970828..... numaralarının ardına rast gele eklenen beş adet numara ile herhangi bir Gazzeli aileye ulaşmak mümkün. Arapça veya İngilizce konuşulmasa bile sadece dua ederek mazlum insanlara moral destek vermek çok önemli. Bu şekilde görüşmeler yapan Gaziantepli Sümeyye Timur konuşmasını şöyle anlatıyor:

7 Ocak 2009 Çarşamba

İngiliz gazetecinin saç baş yolduran vahşet isyanı!

İsrail'in Filistin'in Gazze Şeridi'nde başlattığı katliam kampanyası devam ederken, bu kampanyaya sessiz kalan ya da destekleyen Batılılara en ağır eleştiriyi İngiliz The Independent gazetesinden Robert Fisk yaptı.

İSRAİL, KURULDUĞUNDAN BERİ KATLİAM YAPIYOR

Türkiye'de bile bazı gazeteler İsrail'in katliam kampanyasında HAMAS'ı suçlarken, The Independent gazetesinin Ortadoğu uzmanı yazarı Robert Fisk, bugünkü makalesinde İsrail ve Batı'ya ağır eleştirilerde bulundu. “Batı'den neden bu kadar çok nefret ediyorlar, bunu kendimize soracağız” başlığı taşıyan makalesinde Fisk, İsrail'in kuruluşundan beri çoğunluğu kadın ve çocuklar olan katliamlar yaptığını, önceki günkü katliamının da şaşırtıcı olmadığını belirtti.

İSRAİL'İN CİNAYETLERİNİ SIRALADI

İsrail'in 1982'de Lübnan'da çoğunluğu kadın ve çocuk olan 17 bin 500 sivili katlettiğini, Sabra ve Şatilla da 1700 sivili 1996'da Kana katliamında 106 sivili katlettiğini belirten Fisk, 2006 yılında Lübnan'da bin kişinin yine İsrail tarafından katledildiğine dikkat çekti.

BATILI LİDERLER İSRAİL'İN YALANINI TEKRARLIYOR

Batılı liderlerin ve gazetecilerin İsrail'in sivilleri vurmaktan kaçındığına dair yalanını tekrarladığına vurgu yapan İngiliz gazeteci, “Ateşkesten kaçınmak için bu yalanı tekrarlayan tüm devlet başkanları ve başbakanların kasabın dün akıttığı kana ortaktır. Eğer George Bush 48 saat önce ateşkes için bastırsaydı, kadın, çocuk ve yaşlı 40 kişi bugün yaşıyor olurdu” dedi.

EĞER HAMAS İŞLESEYDİ BU CİNAYETİ…

Dünkü olayın utanç ötesi bir şey olduğunu yazan Fisk, “Bu katliam savaş suçu olarak görülemez mi? Eğer bu katliam HAMAS tarafından yapılsaydı, hiç kuşkusuz bunu savaş suçu ilan ederdik. İSrail, Gazze'de bizim için, Batı değerleri için, bizim güvenliğimiz için savaştığını söylüyor. Eğer öyleyse o zaman bizler de Gazze'de yaşanan katliamın işbirlikçileriyiz”

İSRAİL'İ ELEŞTİRENLERE ‘ANTİ-SEMİT' SUÇLAMASI

İsrail'in katlettiği hiçbir sivil için özür dilemediğini, bu hareketini eleştirenleri de ‘Anti-Semitik' ilan ettiğine dikkat çeken Robert Fisk, “12 yıl önce İsrail bir ambulansı vurmuş ve kadın ve çocukları katletmişti. Bize de ‘içinde Hizbullah militanı vardı' diye yalan söylemişti. Bu olayın doğru olmadığını kendim araştırdım. ŞU anda yine İsrail'in skandal uydurmalarını duyuyoruz. HAMAS'ın BM okulunda olduğu da bir yalan” dedi.

ATEŞKESİ İSRAİL BOZDU

Ateşkes'in HAMAS tarafından değil İsrail tarafından ihlal ettiğini de belirten The Independent gazetesinin deneyimli Ortadoğu uzmanı Fisk, “Bizim liderlerimiz öf pöf yapıp bize ateşkesin HAMAS tarafından bozulduğunu söylüyorlar. Gerçekte ise İsrail bozdu. 4 Kasım'da İsrail Gazze'de 6 Filistinli'yi öldürdü. Yine 17 Kasım'da İsrail bombardımanında 4 Filistin öldürüldü. 10 yılda İsrail'in 20 vatandaşı öldü. Ancak bir hafta içerisinde 600 Filistinli katledildi. Deir Yassin katliamından bu yana Filistinlilere uygulanan katliam sonucu bugünkü İsrail kuruldu. Şimdi bu katliamlardan sonra bir Arap kızgınlığını bize yönelttiğinde, bizler ‘Bunun bizimle ilgisi yok. Bizden niye nefret ediyorlar' diyeceğiz. Cevabı bilmediğimizi söylemeyelim” ifadelerini kullandı.
(habervaktim.com/ÖZEL)

6 Ocak 2009 Salı

İsrail kendi askerlerini vurdu

''GAZZE(CİHAN)Gazze Şeridi'nde bir İsrail tankından yanlışlıkla açılan ateş sonucu 3 asker öldü, 4'ü ağır 24 asker yaralandı. İsrail ordusunun açıklamasında, askerlerinin işgal ettiği binada Hamas militanları olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla topçu ateşi açıldığı belirtildi..'' (Yeni Şafak)


Allah'ın görünmez orduları vardır, dilerse onları yerde eyleme geçirir. İki duam vardı, bu vahşet başladığından beri: İsrail afatlarla sarsılsın ve birbirlerini vursunlar diye.. Bu duaya amin diyenlerin sayısı arttıkça, inşallah İsrail ve işbirlikçileri hem bu dünyada, hemde hesap gününde hakettikleri karşılığı bulacaklardır.

21 Kasım 2008 Cuma

Kutsal Kitaplar mı İlâhi Vahiy mi? / Ebubekir SİFİL


Semerkand dergisi 119. Sayı 'da ''Kutsal kitaplar ilahi vahiy mi ?'' başlığı ile ayın konusunu işlemiş.Rıhle gibi Semerkand dergisi de kendi alanlarında ciddi bir boşluğu doldurmaları açısından takip edilmesi gereken dergilerin başında geliyorlar.İşte Muhterem E.Sifil'in hocanın makalesinin giriş kısmı: ''Kitaplara iman ettik. O’nun kitaplarına... İnsan elinin değmediği, tertemiz, müberra kitaplara. Mukaddes elçilere vahyolunan münezzeh kelama iman ettik. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, hak ile batılı ayırt eden hidayet rehberine, Kur’an’a iman ettik.

Enformasyon çağı denilen gönlü ve zihni kirlenmiş bu çağda arınmak için ırmağımız odur bizim. Doğruyu yanlışı bilmek için kaynağımız o. Ona imanımızı tazeleyelim, onu hak ettiği yere, gönlümüze koyalım. Yeniden.''

20 Kasım 2008 Perşembe

Çarşaf/tesettür ve CHP'nin niyet okuyuculuğu yada iki yüzlülüğü!

Salih Memecan yine çok anlamlı bir karikatüre imza atmış.CHP zihniyeti bir karikatürle bu kadar iyi özetlenip anlatılabilirdi. Daha düne kadar Anayasa hükmüne itiraz edip, Anayasa mahkemesinde, inançlarından dolayı üniversiteye tesettürlü gitme imkanını sanki kendileri engellemediler. Bugün, Türkiye'de CHP ve medya istese; kavga ve kaos son bulurdu.

18 Kasım 2008 Salı

''M.Atatürk masondu'' iddiası !

Son zamanlarda Can Dündar'ın ''Mustafa'' filmi ile bazı şeyler ''sınırlı''da olsa tartışılmaya devam ediyor; haber5.com'un aktardığı Atatürk'ün mason olduğu iddiasının haberini buradan okumak mümkün.

13 Kasım 2008 Perşembe

Çocuk yuvasındaki asıl skandal

Ankara’daki Saray Rehabilitasyon Merkezi'nde misyonerlerin çalıştığı ortaya çıktı. İşte skandal olayın detayı
İngiliz York Düşesi Sarah Ferguson'un Ankara’daki Saray Rehabilitasyon Merkezi'nde yaptığı gizli çekimler ortalığı karıştırdı. Ama gizli çekimlerle birlikte ilginç bir gerçek ortaya çıktı. Meğer Bakan Çubukçu'nun sorumluluğunda bulunan Saray Rehabilitasyon Merkezi'ndeki 6 personelin maaşını misyoner bir kadın ödüyormuş. Hem de devletin kendisi de kadını 'sakıncalı' görmesine rağmen.

11 Kasım 2008 Salı

İşte Adamımız !

İbrahim Karagül, bugünkü yazısında Obama konusunda benim de katıldığım ve başından beri dağınık düşünceler halindeki hal-ü pür melalimi çok güzel özetlemiş. Benim bildiğim, ABD Başkanı John F. Kennedy siyonist emellerine boyun eğmediği için öldürülmüştü. Bir daha da, İsrail ve ABD'deki işbirlikcileri, yönetemeyecekleri başkanı Beyaz Saray'a çıkarmadılar. Bu bakımdan çok yakında-yanılmayı çok isterdim- Obama'da umut olmaktan çıkıp; bizim Van'lıları süküt-u hayale uğratacaktır.Rahm Emanuel ismi bana tarihteki meşhur Emanuel Karasu'yu hatırlattı.Sistem ve strateji değişmiyor.Değişmesi gerekenler biz Müslümanlarız.(*) İşte Karagül'ün önemsediğim yazısının son kısmı :

''Rahm Emanuel, aynı misyonu üslendi. ABD'deki Musevilerin yüzde 80'e yakını bu yüzden Obama'ya oy verdi. Onun döneminde ABD'nin, Ortadoğu politikasında hiçbir değişiklik olmayacak. Belki savaş daha da yayılacak. Daha kampanya döneminde yeni ABD Başkanı'na “Pakistan'ı vuracağım” dedirten ne olabilir? Elbette bu ülkenin nükleer gücü. Peki bu kimi rahatsız ediyor? Elbette İsrail'i.
Obama tarihsel bir figür. Başkan Yardımcısı başka biri. Ama bu dönem adından en çok söz ettirecek olan Rahm Emanuel. “Değişim” bu mu?
Barack Obama'nın aslında pek bir yerde yer almayan bir sözünü hatırlıyorum. “Aile geçmişimiz Müslümanlıktan önce Yahudi olabilir.”
Yahudilik veya İsrail değil konumuz. Bu ideolojik kadroların ABD üzerinden dünyaya nasıl bedel ödettikleridir. Bu yüzden bizim için önemlidir. Bu yüzden “Obama kurbanları” kesenler hayal kırıklığına uğrayabilir.
Obama kadar Bu “altın adam”ı da izlemenizi öneriyorum!'' İbrahim Karagül

__________________________________________

(*) Biz Müslümanların değişmesi gerek derken yahudi Karasu ailesinin dünyaca ünlü DANONE ürünlerinin söz gelimi Hayat sularını içerek, kimleri suladığımızı, Activia'dan, çocuk ürünlerine kadar nasıl sömürüldüğümüzü de dip not olarak belirtmek istedim.

10 Kasım 2008 Pazartesi

Ehl-i Kitab’ın akıbeti ve bir tartışma

Ebubekir Sifil hocamız, bugünkü yazısında; o her zamanki yumuşak uslubuyla H.Karaman'a aslında sen yalan söylüyorsun, bir yerde dediğin bir yerdekini tutmuyor, kafana göre ahkam kesiyorsun demiş oluyor.Yazının tamamını ve konuyla ilgili çıkacak olan Rıhle dergisinin 3. sayısını okumak gerek.

''Kendisine Efendimiz (s.a.v)’in tebliği yeterli ve gerekli biçimde ulaşmış olan Ehl-i Kitap konusuna gelince, iş burada karışıyor. Hoca, mezkûr kitapta Allah Teala’ya şirksiz ve ahirete şeksiz iman edip bir de iyi/düzgün bir hayat yaşayan Ehl-i Kitab’ın kurtuluşa ereceğini, bunların Müslüman olmalarının gerekmediğini söylüyor.'' Dr.Ebubekir Sifil/ Milli Gazete